Şu köhne han içinde zerre vârım kalmadı
Mâl-u mülküm, servetim, bergüzârım kalmadı
Düşüp gittim hevâya mâsivânın peşinden
Zelîl oldum ne çâre, itibârım kalmadı
Âh edip leyl ü nehâr bir âhûnun peşinde
Akl u fikri yitirdim ihtiyârım kalmadı
Sâhip idim bir vakit şol Mühr-ü Süleymân’a
Tâc u tahtım yıkıldı, rûzigârım kalmadı
Bîvefâ yâr eliyle her pazârım bozuldu
Her malım yağmalandı, kisb u kârım kalmadı
Gam şarâbı nûş eden divâneye dönmüşüm
Gizli saklım kalmadı, âşikârım kalmadı
Virân oldu âhımın yangınıyla felekler
Mezârımdan özge bir yâdigârım kalmadı
Kim getirir yâdına, kim okur bir Fatiha
Başına taş dikilmiş bir mezârım kalmadı
O yârin kemendiyle götürüp dâra çekti
Bu yüzden ağyârıma intizârım kalmadı
Ellerin nâmı kalmış benimse hamdü lillah
Bu sevdâdan gayrı bir iftihârım kalmadı
(Ahmet Efe)