İnsan bir günde anneanne ya da dede olabilir ama doğrusu bir günde ne anne olunuyor ne baba. Annelik de babalık da zamanla öğreniliyor bu dünyada; adım adım, gün be gün, sene be sene, uğraş uğraş. Sadece çocuklarımız değil emekleyen; bizler de emekliyor, sendeliyoruz bu yollarda yürümeyi öğrenirken.
Doğdukları andan itibaren çocuklarımızın her hareketinden ve halinden kendimize bir pay çıkarıyoruz. İlk kelimelerini söylediklerinde ya da okuma yazmayı söktüklerinde gururla etrafa anlatıyoruz. İlerleyen yıllarda, okul sıralarında sınavlardan yüksek puan aldıklarında, gene hem mutlu oluyor hem kıvanç duyuyoruz. Sadece onlar adına değil, kendimiz adına da. Onları kurslara yazdırırken, sanata, spora ya da bilime yönlendirirken, aslında kendi saklı hayallerimizi su yüzüne çıkarıyoruz. İçimizde ukde kalan ne varsa, “biz yapamadık ama çocuklarımız yapsın” istiyoruz. Nice ebeveyn var ki çocuklarının yetenek ve maharetlerini bir madalya gibi taşımak istiyor göğüslerinde. Taşıyorlar da.
Peki tabloyu tersine çevirelim şimdi. Çocuğu sürekli sorun yaratan ya da öyle algılanan, okulda ve mahallede dışlanan veya yaşıtlarından farklı ve geri olan, velhasıl “tuhaf” yahut “problemli” damgası yiyen anne babalar nasıl hissediyorlar? O zaman da çocuklarımızın huylarından ve mizaçlarından gene kendimize paylar çıkarıyor muyuz acaba? Yoksa tam tersini mi yapmaya başlıyoruz bu sefer? Bizden mümkün mertebe farklı ve ırak olduklarını kendimize ve etrafımıza hissettirerek?
…
İnsan bir günde anne ya da baba olmuyor. Sadece çocuklarımız değil imtihanlara giren, derslerde başarılı ya da başarısız olan. Bizler de zaman zaman çuvallıyor sınıfta kalıyoruz, farkında bile olmadan.
Elif Şafak, Haber Türk G.
Resim guzel olmus
.. bu arada tum websayfandaki resimleriniz guzel olmus