Editörden

Sitenin açılısından yaklaşık üç hafta geçti. Bu arada şekli-şemaili biraz daha yerine oturdu sanırım. Üniversiteye gittiğim yıllarda, bir lise arkadaşımla, lisede bizim müdür yardımcımız olan bir hocamızın ziyaretine gittiğimizde, arkadaşıma dönerek, “yüzünün kemiği tam yerine oturmuş, seklini almış” demişti. Bizim site de –umuyorum ki- zaman içinde tam “şeklini” alacaktır.

Yorumlarıyla, e-mailleriyle ve telefonlarıyla tebrik edip görüşlerini iletenler oldu, kendilerine çok teşekkür ediyorum. Çok naziktiler. Eleştiriden ziyade görüşler aldım sanırım. “Şu da olsa daha iyi olur” tarzında görüşler. Mesela İngilizce bölüm, mesela Soru-Cevap bölümü. Göz önünde bulundurup elimden gelenleri ilerleyen zaman dilimi içerisinde yapmaya çalışacağım tabii ki.

Fark ediliyor mu bilmiyorum; paylaştığım bütün yazılar, beni gerçekten etkileyen veya önemine inandığım, en azından haberdar olunmasında fayda gördüğüm fikir ve bilgilerden oluşuyor. Yazı merkezli olunca, ister istemez okuyucuların sabrını gerektiren uzunlukta makaleler de oluyor. İnternet üzerinden uzun bir yazıyı okumanın zorluğunun farkındayım ama o konuda yapabileceğim tek şey, uzun yazıları yazıcıdan çıkarıp kağıt üzerinden sizin için daha rahat bir zaman ve mekanda okumanızı önermek olacaktır sanırım.

Uzun yazıyı okumanın zorluğunu bildiğim halde siteye koymamın tek sebebi, yazıların önemi. Mesela Kelam bölümündeki “Esmayı Hüsna ve Yaratıcıyı Kavrama Meselesi” başlıklı makale, benim aylarca, belki de yıllarca arayıp en sonunda bir şekilde ulaştığım bir makaledir: Üniversite ikinci sınıftayken, Allah’ın isimlerinin insanlarda tecelli etmesi konusuna ilgim çok artmıştı. Aslında Allah’ın isimleri (Esmayı Hüsna) konusunun kendisi başlı başına heyecan vericiydi zaten. Allah’ı tanımanın en kestirme ve sağlam yolu, isimlerini tanımaktan geçiyordu. Kur’an’da çok ayetin sonunda Esmayı Hüsna’dan bir veya iki isim zikrediliyordu. Bir de bunlara, isimlerin insanlar üzerinde tecelli etmesi ve her insanın en az bir isimle özel bir bağı olduğu konusu eklenince konuyla ilgili çok sağlam bilgilere ulaşmak, arkasından heyecan verici bir yolculuk getiriyordu. Ne var ki ilk birkaç teşebbüsümle birlikte yolun zorluğunun farkına hemen vardım. Çok ama çok uzun araştırmalarım oldu. Konuyla kimin ilgilendiğini duyduysam hemen yanına gidip konuşmaya çalıştım. Kitaplara, dergilere baktım, internete baktım ama nafile! İmam Gazali ve B. Said Nursi, anladığım kadarıyla bu konuda en çok yazan iki âlimdi, ama derli toplu bir bilgi onlarda da yoktu. Nihayetinde Zeki Sarıtoprak’ın konuyla ilgili makalesini, bir yerlerde çürümeye terk edilmiş bir dergiyi karıştırırken buldum ama o da, derginin yarısı yırtıldığından dolayı yarımdı. İnternetten uzun aramalar sonunda tam metnini temin edebildiğim o makale şu anda kıymetli belgelerim arasındadır.

Diğer makale ve şiirlerin de ayrı ayrı hikâyeleri var ama şimdilik konuyu uzatmadan sizi onlarla baş başa bırakmak istiyorum.

İyi okumalar ve afiyetler diliyorum.

Yorumlar
  1. ismail diyor ki:

    Zannedersem bu sekilde capli icerigi ve genis konu secimi olan bir baska site yoktur. Bizlere bu kolayligi sagladiginiz icin sizlere sükranlarimizi sunariz. Sahsen bir insan icin gerekli bircok konu özenle secilip bu sekilde düzenlenmis olmasi cok güzel. Okuma ve arastirma aliskanligi fazla olmayan benim gibi birisi icin tam yerinde bir calisma. Bu gibi sitelerin cogalmasi temennisiyle calismalarinizda basarilar…

  2. mehmet karadağ diyor ki:

    siteni yeni gördüm beğendim çalışmalarında başarılar diliyorum.

  3. Erdinç diyor ki:

    abi websayfan hayırlı olsun.:) gercekten güzel içeriklerle dolacağını düşünüyorum.Rss den takibe başladım bile.:)

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s