Bir gariptir sevgi, Melisa

Aramanı beklediğim halde aramamandı beni üzen.. Bir kelimeyle olsun hal-hatır sorma imkanın olduğu halde sormamandı; düşünmemendi benim seni onca düşündüğümü.. Neden mi suratım asıktı sana karşı? Neden mi giyimime önem vermemiştim, senin önemseyerek geldiğin bir görüşmeye? Neden mi arkadaşlarının yanında sana gereği gibi ilgi gösterip seni onurlandırmadım? Bütün bunların sebebi sendin.. Sana senden dolayı surat astım, seninle bağlantılı çıkmazlarımdan dolayı seni yıprattım. Sana seni sevdiğim için sevgimi gösteremedim. Bütün o güler yüzlerin ve huysuzlukların derininde senin izlerin vardı. Duygusal kaynaklı bütün hareketlerimin çıkış noktası hep seninle ilgiliydi. Sana olan sevgimden dolayı saatlerce oturup konuşmak istiyor, yine sana olan sevgimden dolayı açmak istememe rağmen telefonumu açmıyordum. Konuşmayı ekmek-su gibi arzulamama rağmen arayıp konuşamıyorsam; yüzüne çok şeyleri itiraf edebileceğim halde bazen karşında iki cümle dahi kurmak için terlemem gerekiyorsa; adın anılınca ve karşımda siluetin belirince kalbim bir başka çarpıyorsa, sana olan sevgimdendir bu gariplikler, başka değil…

Sevgi böyle garip bir şeydir işte Melisa.. Çelişkidir, çıkmazdır, hasrettir, tutkudur, bağlanmaktır.. Gönlünü kaptırmaktır birine. Bir güzele de değil, birine.. Gönlünü kaptırdığın kişinin kusurlarını görememek, düşünememek. Onu olduğu gibi kabullenmek ve bazen kusursuz olduğunu düşünmek. Alabildiğine savrulmak sevgi yelinin önünde bir yaprak gibi. Ve bunu anlatamamak, konuşamamak bazen. Kalbinin, yani en değerli uzvunun hissettiklerini dile getirememek. Şöyle doyasıya bir aksam yemeği yiyememek mum ışığında. Bütün bu acılara da katlanabilmek, hatta katlanmak zorunda kalmak en sonunda.

Sevmek böyle bir şey sanırım Melisa.. Sevgili için ölümü göze almak, ama toplumu göze alamamak aynı zamanda. Yıllar boyu, hayatının baharında gönlünün çiçeğini ararken, bulduğu çiçeği bulmamış gibi davranmak. Karşılaştığında görmemiş gibi, duyduğunda duymamış gibi öylece durmak. Bazen bütün düşüncelerini silkeleyip, kendini ırgalayıp, sevilenin aslında o kadar da bulunamaz, o kadar da vazgeçilmez olmadığını fark etmek, ama nedendir bilinmez, bu farkındalığı da hemen unutuvermek sessizce..

Sevginin kaybolmasından korkmak ve bu korkudan dolayı, görme imkanı olduğu halde görmemek, doyasıya konuşma fırsatları eline geçtiği zaman, bıkmaktan ve bıktırmaktan korkarak, ortada elle tutulur bir engel olmadığı halde hemen hiç konuşmadan kalkmak. Hem de o anda dünyanın en acı verici, en zor şeyi, en zor fiili yerinden kalkıp, “artık ben gideyim” demek olmasına rağmen kalkmak.

Aradaki mesafe ne olursa olsun, konuşmak-anlatmak-dinlemek birkaç tuşa basmakla halledilebilir olmasına rağmen, sırf sevginin tükenmesi endişesiyle telefona dokunamamak. Hem de her telefon sesinde irkilip hızla telefona bakarken “acaba o mu?” dememize rağmen aramamak.

Arayan durumuna, yani hep arayan, soran, seven, yani sevgiye muhtaç olan durumuna düşmekten mi korkarız? Sevgiyi, hayatın en cazip, en acı, en tatlı, en ilginç tadı olan sevgiyi yaşadığımız anda da bizi terk etmez tedirginliklerimiz, korkularımız, sorularımız ve en önemlisi tereddütlerimiz.

Acaba bizi seviyor mudur, bizim onu sevdiğimiz kadar? Acaba sevgisi tükenmek üzere midir? Dün, “sen benim için dünyada bir tanesin; sensiz bir hayatı düşünemiyorum” diyen sevgili bugün o fikrinden vazgeçmiş olabilir mi? Geçirdiğimiz onca zamana bakışı, bir hasretten bir pişmanlığa doğru yüz çevirmiş olabilir mi? Hala aynı mıdır duyguları, düşünceleri?..

Sevgi, merkeze onu koymaktır. Aşk, diğer fanileri onun etrafında örgülemek, hayata yeni ve başka bir gözle bakmaktır. Kalbin ritminin bazen anlamsızca hızlanmasıdır. Saatlerce konuştuğu halde hiç konuşmamış gibi olmak, doyamamak, yine doyamamaktır. Tereddütlere, korkulara, zevklere, acılara boğulmaktır. Aramak, aramak, aramak, ama bulduğunda da tam anlamıyla sevinci yaşayamamaktır.

Bir gariptir sevgi, Melisa.. Henüz üç-dört yaşlarında bunları anlaman zor ama yaşadıkça görecek, gördükçe anlamaya yaklaşacaksın. Anlam veremeyeceksin bazen. Saçma gördüğün hareketler, anlamsız bulduğun şarkı sözleri, birinin saatlerce bıkmadan anlattığı gözler, kaşlar, hareketler, senin de kalbini vurmadan önce bir farklı, vurduktan sonra da daha bir farklı olacak senin gözünde.

“Ölüm Allah’ın emri de, şu ayrılık olmasaydı” demek ne demek, o zaman anlayacaksın. Mantığından ödün vermeyen sen, o zaman, etrafındakilerin tamamen mantıksızca bulduğu kararlar almak zorunda hissedeceksin kendini.

Belki de bunların hiçbirini yaşamayacaksın, kim bilir.. Belki de kalbini kaptırdığın kimse olmayacak hiçbir zaman. Belki bütün bunlara anlam vermekte hemen her zaman zorlanacaksın. Ama yine de hayatın böyle bir tadının, yönünün, böyle bir çehresinin de var olduğunu bilmeni isterim. Bilmelisin; çünkü bir apartmanın karşısında gecenin soğuğuna, yağmurun yıldırıcılığına aldırmadan bekleyip, “acaba pencereye gölgesi düşer de birkaç saniyeliğine de olsa onun varlığını hissedip ona bu şekilde de olsa yaklaşabilir miyim?” diye saatlerce bekleyen, sonra da günlerce yatağında hasta yatan genci hor görmemelisin, gülüp geçmemelisin haline.

Sevgiyi tanımalısın; çünkü yeryüzünde alınan kararların, sergilenen tavırların, çarpan kalplerin, duran yüreklerin önemli bir kısmının asıl sebebi bu duygudur. Kendisine defalarca hakaretlerde bulunan, acımasızca terk eden çocuğunu yıllarca çektiği acıya rağmen bağrına basabilen bir anneyi anlayamazsın, sevgiyi anlayamazsan. Eşini saatlerce, hatta sabahlara kadar pencereden baka baka bekleyen kadını, çocuğunun mutluluğu için kendi sağlığını ve vaktini bitiren adamı anlayamazsın. Anlayamazsın, eline, kendisini öldürmeye kalkışan bir şehir halkını toptan yok etme fırsatı geçtiği halde bu fırsatı kullanmayı aklından bile geçirmeyen insanı.

Psikolojik ve sosyal gerçeklikleri hep kısır mantığıyla anlamlandırmaya çalışanların çokça ıskaladıkları faktörlerden biridir sevgi. Tanımazsan, anlamaya çalışmazsan sen de ıskalarsın. Çekilen onca çileleri, yaşanan onca olayları, göze alınan onca zorlukları anlamsız bulursun. Ve sonuçta şımarık, kendini beğenmiş, egoist ve menfaatçi bir kız diye bilinirsin; bilinmekle kalmaz, öyle olursun.

Hayatı tanımak gerekiyor Melisa. Hayat bütün bilinmezlikleri ve ilginçlikleriyle birlikte bir bulmaca gibi karşımıza çıkıyor yaşamın ilk günlerinden itibaren. Sonra bir bir çözmeye çalışmak gibi bir sınavla karşı karşıya kalıyoruz. Kimi yaşadığı onca olaydan dersler çıkararak daha sonraki yaşam karelerinde kazandığı tecrübesiyle daha sağlam adımlar atıyor, kimi de hiç ders çıkarmadığı, daha doğrusu hemen hiç düşünmediği için her an ayrı bir hatada bocalıyor. Üstelik kendi yaptıklarını en doğru zannederek, kendisini savunmaya her an hazır olarak, hatta başka her türlü fikri ve tarzı küçümseyerek.

Kendini yormalısın Melisa. Yorulduğun taktirde rahatlayacak, adına hayat denen muammayı daha bir rahat çözümleyebileceksin.

Kim bilir, belki o zaman sevecek veya sevginin ne olduğunu anlama fırsatını yakalayacaksın. Duygusuz, soğuk, menfaatçi bir dünyadan; anlamlı, huzurlu ve en önemlisi ‘vefalı’ bir iç dünyaya kavuşacaksın…

(05.09.2005, Danimarka)

Reklamlar

5 thoughts on “Bir gariptir sevgi, Melisa

  1. selam olsun;tebrik ederim. gönül dünyasına açılan bir pencere bir ışıkta siz olursunuz inşallah.efenim ellerinize yüreğinize sağlık.

  2. “Çelişkidir, çıkmazdır, hasrettir, tutkudur, bağlanmaktır.. Gönlünü kaptırmaktır birine. Bir güzele de değil, birine..”

    Bütün bu tanımlamalara rağmen yinede

    ”Aşk’ın (sevginin) hiçbir sıfata yada tamlamaya ihtiyacı yoktur
    Başlı başına bir dünyadır aşk,
    Ya tam ortasındadır,merkezinde,
    Yada dışındasındır hasretinde…”

    engin bir ic derinligine ulasabilmek aslında…

  3. Abiiiim benim sizi cok seviyoruzzzz…..helal olsun cok guzel yazmissiniz….zaten baska ne beklenir sizden…dua ile….

  4. Degerli hocam, aska eyvallah; askla sehveti karistirana ne demeli…

    Evet kini bilirim, bilirim de ne kinde ne de askta kararsiz olana ne demeli…

    Hz. Allah’tan, ciktiginiz bu dar ve uzun ilim yolunda rizaya ulasmanizi diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s