Aşkla Donanmış İlim

(Kemal Sayar, Yeni Aktüel Dergisi, 192)

San Fransisco’da gündüz güneşi, insanı hiç hissettirmeden yakıyor yakmasına ama gece, yerini kuru bir ayaza bırakıyor. Bir kez daha Amerikan Psikiyatri Birliği toplantısı için ABD’deyim ve bu toplantıdaki en büyük kazancım, iki büyük ustayı dinleyerek, onlarla kısa sürelerle de olsa hoşbeş edebilmek. Robert Cloninger ve Irvin Yalom, ışıl ışıl bilgelikleriyle ruhumuza pansuman yapıyor. Bir ömür boyu biriktirilmiş olan hikmeti cömertçe paylaşıyorlar.

Tuhaf ama psikiyatrinin en önde gelen kişilik kuramcısı olan Cloninger, insanın metafizik tarafları tanınmadan tam manasıyla tanımlanamayacağını, insanda kendisinden daha büyük bir düşünceye bağlanma ve inanma ihtiyacının saklı olduğunu söylerken, Yalom daha kuşkucu ve materyalist bir anlayışı benimsiyor. Yalom, Güneşe Bakmak adlı son kitabında ölümle konuşmayı sürdürüyor. Vardığı sahil Epikür’den başkası değil.

“Ölümle başım hoş çünkü o geldiğinde ben olmayacağım”.

Psikoterapiye açıklığı, dürüstlüğü ve insan olmanın her türlü zaafını açıkça kabullenebilmeyi taşımış olan bu üstat terapist Seneca’dan ilham aldığını gizlemiyor :

“İnsanım, insana ait olan hiçbir şey bana yabancı değil”.

Irvin Yalom’un ölüme bakışı varoluşçu düşüncenin ateist kanadıyla sınırlı, keşke Kierkegaard’a yolu daha fazla düşseydi. Ve keşke bizim topraklarımızın büyük bilgeleriyle bir nebze haşır neşir olabilseydi. Mevlana’nın ölüme bakışını bilse, bu sularda azıcık da olsa kulaç atsaydı. Bize dünyanın iyi niyetli ama eksik bir okumasını sunuyor ve önerdiği bir reçete yok.

Öte yanda Cloninger, Doğu düşüncesiyle de boğuşmuş ve İbn Arabi’yi tanıyıp sevecek kadar oralara sokulmuş birisi olarak, bize aşk ve iman olmadan yaşanan bir hayatın beyhudeliğini anlatıyor. Onunla kişisel dostluğumuzu bilen ve Türkiye’nin önemli üniversitelerinden birisinde öğretim üyesi olan bir arkadaşım, üstadın konferansını dinlemiş, “senin adam” diyor bana, “uçmuş yahu”.

Üstat Cloninger, psikiyatri biliminin en önde gelen birkaç isminden birisi ve genetik araştırmalardan kişilik kuramlarına dek pek çok alanda araştırma yürüten ve herkesin saygı duyduğu bir isim.

Türkiye’de kafalarımıza öylesine pozitivist bir format atılmış ki böylesine saygın bir bilim adamı çıkıp da insanın manevi boyutundan bahsettiğinde gözler yuvalarından fırlıyor, akıl dumura uğruyor.

Dünya, bilimin dinle ve inançla daha fazla konuştuğu bir zamana giriyor. İnterdisipliner çalışmalar olmadan, bilim ve felsefe, bilim ve din, din ve felsefe birbirlerine dertlerini tam manasıyla anlatmadan insana dair bütüncül ve şifalı sözler söylemek güç görünüyor.

(…)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s