Osmanlı hanedanı ve dindarlar

(Ahmet Hakan, Hürriyet)

(…)

Dincimiz, şeriatçımız, muhafazakarımız, sağcımız zanneder ki:

Kendileri ile “Osmanlı Hanedan Mensupları” arasında fark yoktur…

Zannederler ki:

Hanedan mensupları da şeriatçıdır… Hanedan mensupları da “İlay-i kelimetullah” için yanıp tutuşur…

Hanedan mensupları da geceler boyu post üstünde İslam’ın zaferi için dua eder… Hanedan mensupları da Cumhuriyet’in bir toplumsal model olarak benimsediği Batı kültürüne toptan karşıdır…

Cumhuriyet’i fazlasıyla Batılılaşmış, öz kültürüne yabancılaşmış olarak gören dincimiz, şeriatçımız, sağcımız, muhafazakarımız, yabancıladıkları Cumhuriyet’e karşı Osmanlı’yı arkalayarak rahatlamaya çalışırlar…

Osmanlı’yı o kadar gözü kara bir şekilde kutsarlar ki, işi saltanatı ve saltanat mensuplarını kutsamaya kadar götürürler…

Oysa acı gerçek şudur:

Cumhuriyet, toplumsal model olarak neyi getirmek istiyor idiyse…

“Hanedan”, çoktan o modele adapte olmuştu…

Yani “Cumhuriyet” ile “Osmanlı Hanedanı” arasında kültürel açıdan bir çelişki yoktur…

Osmanlı’nın son döneminde saray ve üst sınıf hayat tarzı ile cumhuriyetin benimsediği hayat tarzı aynıdır.

Hadi daha da enteresan olanını yazayım:

Kemalistler, dindar kesimi nasıl “köylü, cahil, fanatik, eğitimsiz, geri kafalı” görüyorlar ise… Osmanlı Hanedanı da aynı kesimi “köylü, cahil, fanatik, eğitimsiz, geri kafalı” görürler… Dincinin, şeriatçının, baldırı çıplağın, muhafazakarın, sağcının döktüğü gözyaşına şaşırmanın sebebi budur…

Hanedan’ın dini kesime yaklaşımına bir örnek:

İskenderpaşa Dergahı’nın Şeyhi Prof. Esat Coşan öldüğünde, cenazesinin Süleymaniye’ye defni söz konusu olmuştu…

O zaman bu girişime en sert tepki Osmanlı Hanedanı’ndan geldi.

Osmanlı Ailesi’nin Türkiye’de yaşayan en yaşlı temsilcisi Neslişah Osmanoğlu, aile adına hazırladığı ve dönemin başbakanı Ecevit’e göndermeyi planladığı dilekçede “Süleymaniye Mezarlığı tarikat mezarlığı oldu… Alakasız kişiler buraya defnediliyor. Eğer Esat Coşan buraya gömülürse, büyük büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman ile büyük büyük annemiz Hurrem Sultan’ın mezarlarını Süleymaniye’den çekeriz” diyordu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Esat Coşan’ın Süleymaniye’ye defnedilmesiyle ilgili kararnameyi veto edince dilekçe Ecevit’e gönderilmedi…

Bunun üzerine Neslişah Osmanoğlu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e teşekkür mektubu yazdı.

Mektupta şöyle deniliyordu:

“46 senelik iktidarı boyunca devleti sadece akıl, mantık ve bilim çizgisinde idare etmiş olan ceddimiz Kanuni Sultan Süleyman’ın inşa ettirmiş olduğu Süleymaniye Camii’nin haziresinin son zamanlarda umumi mezarlıktan da öte bir ‘tarikat mezarlığı’ haline getirilmesi, büyüklerimizin hatıralarını muazzep eder (azap verir) bir hal almıştır”.

Mektup teşekkürle bitiyordu:

“Gösterdiğiniz haklı ve doğru tavırla Süleymaniye Haziresi’nde ebedi uykularını uyuyan cedlerimizin ruhlarını huzura kavuşturduğunuz için zat-ı devletlerinize ailemiz adına şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi takdim ediyoruz”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s