Şikâyetname

(…) huzurlarına gitdüm. Bir topluluk gördüm, durumları perişan. Ne safâdan anda eser ve ne doğruluktan anda nişan var. (…)

Selam verdüm, rüşvet degüldür deyu almadılar, hüküm gösterdüm, faidesüzdür deyu mültefit olmadılar. Egerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar, amma hâl diliyle bütün suâlüme cevap verdiler.

Dedüm: “Ey arkadaşlar bu ne hatalı iş ve bu ne çin-i ebrudur?

Dediler: “Bizim devamlı âdetümüz budur.”

Dedüm: “Benim riâyetimi gerekli görmüşler ve bana tekâüd berâtı vermişler ki Evkaftan her zaman nasipleneyim ve pâdişâha gönül rahatlığıyla dua kılam.”

Dediler: “Ey miskin sana zulmetmişler ve sana gidiş geliş sermayesi vermişler ki, sürekli bî-fâide mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüb sert sözler işitesin.”

Dedüm: “Berâtumun gereği niçün yerine gelmez?”

Dediler: “Zevâiddür, husulü mümkün olmaz.”

Dedüm: “Böyle Evkaf zevâidsüz olur mı?”

Dediler: “Âstânenin zarurî masraflarından fazla kalursa bizden kalır mu?”

Dedüm: “Vakıf malını fazlaca kullanmak vebâldür.”

Dediler: “Akçemizle satın almışuz, bize helâldür.”

Dedüm: “Hisâba alsalar tuttuğunuz bu yolun fesadı bulunur.”

Dediler: “Bu hesâb, kıyamette alınur.”

Dedüm: “Dünyada dahi hesap olur; zîrâ haberin işitmişüz.”

Dediler: “Andan dahi korkumuz yokdur, kâtibleri razı etmişüz.”

Gördüm ki soruma cevâbdan başka nesne vermezler ve bu berât ile ihtiyacımı gidermezler, çaresiz mücadeleyi terk kıldum ve ümitsiz ve mahrum bir şekilde kuşe-i uzletime çekildüm.

Fuzuli

Abdülkadir Karahan, Fuzûlî’nin Mektupları (Kısmen yalınlaştırılmıştır.)

Fuzûlî’nin şiirleri yanında önemli mensur eserleri de vardır. Bunlar arasında Kerbelâ olayını anlatan Hadikatü’s-Süedâ (saadete erenlerin bahçesi) adlı eseri ile Osmanlı paşası Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi’ye yazdığı mektup çok tanınmıştır. Bu mektup Şikâyetname adıyla bilinir. Okuduğunuz metin, mektubun en sevilen kısmından alınmıştır.

Metinde, Fuzûlî’nin, Bağdat’ta maaşını almak üzere gittiği vakıf idarehanesinde karşılaştığı kötü muamele dile getirilmiştir. Kaynaklarda bu konu ile ilgili şu bilgiler verilir:

Kanuni Sultan Süleyman, Bağdat’a girdiği zaman, Fuzûlî, padişaha bir kaside sunar; Osmanlı idaresi de kendisine Bağdat vakıflarının masraf fazlasından verilmek üzere günde dokuz akçelik maaş bağlanır. Bunun için kendisine berat (ferman) verilmiş olmasına rağmen Fuzûlî, vakıf memurlarının hileleri ve hırsızlıkları yüzünden maaşını alamaz. Bunun üzerine vakıf idaresindeki yolsuzluklardan rahatsız olan Fuzuli, “Şikâyetname” adıyla tanınan mektubu kaleme alır.

Yazar, mektupta kendisine tahsis edilen ödeneği almak üzere gittiği vakıf idarehanesinde karşılaştığı üzücü durumu, “Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar” gibi ince bir zekâ ürünü olan zarif nüktelerle eleştirmiştir.

Mektupta şairle vakıf görevlileri arasında geçen diyalog gerçek değildir. Yazar bu konuşmayı, durumdan hareketle kendi hayalinde kurmuştur. Bu durumu “… hâl diliyle bütün suâlüme cevap verdiler.” sözünden anlıyoruz.

Metin sanatlı, fakat doğal ve akıcı bir üslupla yazılmıştır. Metinde “çin-i ebrudur / budur, gelmez / olmaz, vebâldür / olmaz, işitmişüz / etmişüz” gibi çok sayıda seci kullanılmıştır.

Metnin dili Fuzuli’nin manzum eserlerinden daha sadedir. Metin döneminin dil anlayışına paralel dil özelliklerine sahip.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s