Ulemanın hazin rolü

Geleneksel Müslüman toplumlarda olduğu gibi Osmanlı toplumunda da sosyal önderlik ulemanın elindeydi. Önce Tanzimat (1839), ardından II. Meşrutiyet (1908) ve son olarak Cumhuriyet’le (1923) birlikte toplumun tabii önderleri ve devletin üç sacayağından birini teşkil eden ulema tasfiye edildi, yerine bir aydın sınıf ikame edildi.

Osmanlı’da sarayın, Cumhuriyet döneminde devletin, önderliği ulemanın elinden alması, sivil toplumu zaptedip tepeden tırnağa bir Batılılaşma ve modernleşmeye imkan açması içindi.

II. Mahmut, ulemayı tasfiye edince, resmi ulema kendi konumunu rasyonelleştirmek amacıyla, Batılılaşmaya karşı çıktı. Ve Batılılaşmaya karşı çıkarken, Şeriat’ın yeniliklere ve reformlara karşı olduğu tezini savundu. Bu da devletin içinde reform yapmak isteyen güçler (askerler, sivil bürokratlar ve Batılı eğitimden geçmiş aydınlar) ile İslam dini arasında bir gerilimin meydana gelmesine yol açtı. Oysa ne İslam her yeniliğe karşıydı ne o dönemdeki İslamcılar reformlara karşı çıkıyorlardı. Aksine 1856’dan başlamak üzere ilk İslamcılar saltanata karşı çıktılar, demokrasiyi savundular.

Bu bizim tarihimizin bedbaht bir safhasıdır. Eğer başından beri resmi ve sivil ulema reformlara sahip çıksaydı, ne saray ve devlet otoriter ve totaliter bir kimliğe bürünürdü ne de halk ile modern dünya arasında bu trajik gerilim yaşanırdı.

(Ali Bulaç)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s