Ev kadını

(Mustafa Kutlu)

Türk toplumunun “erkek egemen” bir toplum olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Köylü, kasabalı, şehirli kadınları tanıdım. Bu toplumun yükünü, çilesini kadın çekiyor. Kendi varlığının, işinin, eyleminin farkında. Bu çabasının karşılığı olarak aile içinde kararı o veriyor. Ama dışarıya karşı geleneksel bir tutumla bunu belli etmiyor. Kocasını öne sürüyor, kocası da gerine gerine son sözün kendinde olduğunu belirtiyor. Boş bir övünme, sahte kabadayılık. (Çalışmayan, çocukları ile ilgilenmeyen, içip içip karısını döven, ülkede şiddet timsali olarak medyaya malzeme olan erkek müsvettelerini saymıyorum. Bunların oranı solda sıfırdır).

Kadın köyde her işi yapar. Çocuk doğurur, onu büyütür. Hayvanlara bakar; tarlada, bağda, bahçede çalışır, üretime katkısı büyüktür. Döner gelir yemeği yapar, çamaşırı yıkar, evi siler-süpürür, icabında ürünü pazara götürüp satar, akıl almaz bir dayanıklılık örneği verir. Erkek bu işlerin onda birini bile yapmaz, yapamaz. Anca kahveye gider, ev halkına şefkati yoksa bağırır çağırır. Ama eşine laf geçiremez. Bir biçimde onun rızasını almak, gönlünü yapmak zorundadır. Evin direğinin kadın olduğunu bal gibi bilir.

Köyden şehre göç ve ailelerin bir çoğunun iktisadî refaha kavuşması kadını tuhaf bir boşluğa yuvarlamıştır. Çalışan kadın şehirde de erkeği ile aynı kaderi paylaşır; yine köyde olduğu gibi evi o çekip çevirir, çocukları büyütür. Şehirde çalışan kadının yükü köydekine nazaran daha fazladır. Çünkü köydeki kadın büyük ailenin içinde yaşar. Her işin bir ucundan bir yetişkin kız, bir kaynana, bir görümce, bir elti, bir komşu tutabilir. Bu âdettir. Köy kadını bu atmosfer içinde kendini güvende hisseder. Şehirde çalışan kadın bu güvenceden, yardım elinden mahrumdur. Çok yorulur, bezginleşir, hatta nobran bir kocası varsa kırılgan hale gelir, depresyona yuvarlanır.

Şehirde bir de çalışmayan “ev kadını” vardır. (Okumuş, kariyer yapmış, çalışan kadınlar “ev kadını” tabirini biraz küçümsemeyle bütün “öteki” kadınlara teşmil ediyor ki; bu büyük haksızlık) Eğer ailenin iktisadî durumu iyi ise bu kadına fazla iş düşmez. Temizliğe temizlikçi kadın bakar. Kendisi ev işlerini görür ama günün yarısında boş kalır. Bu boşluk kendi gibi kadınlarla biraraya gelip yapılan “çeşitli günler-altın günü vb.” ile, alışveriş ve moda düşkünlüğü ile, dostlarıyla yaptığı yurt içi ve yurt dışı turlarla, muhafazakâr (dindar) çevrelerde “sohbetlerle” doldurulur. Aslında üretime katılmayan ve söz açıldığında hemen her konuda edindiği tv kültürü ile car-car konuşan bu kadının üretime katılması önemlidir. Çünkü sayıları oldukça fazladır.

(Yazının devamı için tıklayınız.)

Reklamlar

3 thoughts on “Ev kadını

  1. Harika bir analiz.
    Solda sifir birakma tabirini de heralde gormeyeli uzun yillar olmustur. Bunun icinde ayrica tesekkur ediyorum

    • yazarin gormedigi bir zumrede varki onlarda esine her durumda itaati ibadet sayan.
      erkek egemen toplumda erkek uzerine duseni layikiyla yapacak kadinda evinin reisliginne yeltenmiyecek…..vesselammmmmm

  2. COk iyi bir analiz yapmis. Iste kadin cinayetlerinin arkasindaki sorunu bir nebze de olsa analiz icin iyi bir yaklasim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s