Türk Modernizmi ve Milliyetçiliği

(Prof. Nilüfer Göle)

Aydınlanma çağı ve sanayi medeniyetinin uzantısında şekillenen Batı modernizmi, rasyonalist ve pozitivist değerlerin yanı sıra bireye dayalı liberal değerleri de oluşturarak, dinsel ve geleneksel inançların yoğurduğu cemaat ilişkilerini dönüştürmüş, daha heterojen, farklılaşmış, çoğulcu bir toplumsal yapıya ulaşmıştır. Devlet dışında bireye, sivil topluma, piyasaya özerk alan tanımayan Türk modernizmi ise, medeniyetçilik ve milliyetçilik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.

Milliyetçilik ideolojisi yerel ve özgün kültürel eserleri ve kimliği taşımaktan ziyade, bireysel ve farklı çıkarları ifade edebilecek liberalizme olduğu gibi, çoğulculuğa da karşı durmaktadır.

Her dönem varlık gösteren neo-Kemalizm’in “milli çıkarlar” adına piyasa ekonomisine duyduğu güvensizlik, kendini yabancı hissettiği liberalizm ve bireycilik, milliyetçilik ideolojisinin sivil topluma dayalı çoğulculuk ile ters düşmesinin bir göstergesidir.

Hatta diyebiliriz ki, devlet iradesi dışında herbiri özerk alanları ifade eden, liberalizm, şeriat, kürtçülük ve (geçmişteki) komünizm, Türk milliyetçiliğinin dört temel fobisidir.

Kısacası Türk modernleşmesi, farklılaşma ve çoğulculuk üzerinde yükselen sivil toplumun girişimci ve yaratıcı gücü üzerinde yükselmemiştir. Tersine, yerel örüntülerin ve geleneksel değerlerin dışlandığı bir medeniyet projesidir. Rasyonalist ve pozitivist değerlere yabancı yerel İslam, bu medeniyet projesi çerçevesinde tarihin dışına itilmiştir.

(Modern Mahrem, s. 171)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s