Kadınlar haklı

(Mustafa Kutlu, Yeni Şafak)

Ülkemizde (hatta dünyada) hayatın bütün yükünü kadınların çektiğine inanıyorum. “Hayat müşterek” fiyakalı bir laftır ama aslı yoktur.

Hele kırsalda kadın düpedüz ezilmektedir. Bunu bir yana koyalım sadece çocuk doğurmak ve büyütmeyi düşünsek yeter. Dünyanın en zor ve en uzun işidir. Bu sebeple olsa gerek Cenab-ı Hakk kadınlara büyük sabır vermiştir. Dolayısıyla anaların hakkı ödenmez, ve şüphesiz cennet anaların ayakları altındadır. Hadi bir çocuk neyse, bunun ikisi, ikizi, üçü-beşi, bazı yörelerde dokuz-on tanesi var. Akla ziyan bir iş.

Kadın çocuğu büyütürken, ahırı temizler, ineği sağar, çalı-çırpıyı toplar, ocağı yakar, yemeği pişirir, çamaşırı yıkar, samana-ota koşar, ürünü devşirir, kurutur, çuvalların ağzını dahi diker, kızının çeyizini hazırlar, eşinin hizmetini görür, icabında kaynata-kaynana derdi çeker, bütün bunlar yetmezmiş gibi koca dayağı yer, sesini kesip oturur.

Bütün bunlar çile değil de nedir?

Erkeğe düşen nedir? Ayaklarını uzatıp oturmak, yoruldum deyip çay istemek, banyo yaparken dahi sırtını karısına sabunlatmak. Bu acaba tabiat kanunu mu diyorum ara sıra. Bilhassa belgesel seyrederken.

Aslanlar meselâ. Erkeğin yatıp uyumaktan, uzun uzun esnemekten ve eşlerini döllemekten başka işi yok. Avlanmayı dahi dişiler yapıyor. Üstelik erkek gelmeden ava yaklaşamıyorlar. Ne zaman ki haşmetli kıral gelecek, yediği kadar yiyecek; daha sonra dişilere ve yavrulara sıra gelecek.

Erkekler de aileyi korur diyecekseniz, demeyin. Çünkü onu dişilerle birlikte yapıyorlar. Erkeğin tek mücadele verdiği yer iktidar kavgası. Öteki erkeklerle boğuşuyor, kazanan ailenin kralı oluyor. Hepsi bu.

Şehirdeki çalışan kadının durumu da kırsaldakinden fazla farklı değil. Orada tarla-çapa-inek-tavuk var ise; burada 9-6 mesaisi, dairesi, atelyesi, işe-gidiş gelişi, trafiği alışverişi, pazarı, çocukların okulu vb. var. Kreşten bahsetmeyin bana. Çocuğu anasından ayıran herşeye karşıyım.

Şehirdeki çalışan kadın kocasıyla da dalaşır. Ne de olsa okur-yazardır, eh bilgilidir, kocasının her dediğine “evet” demez. Şehirdeki koca biraz yontulmuştur ama yine de hizmet bekler. Kadın yine çamaşırdan, ütüden, yemekten vb. sorumludur. Kırsal’a nazaran az da olsa şiddete maruz kalır. Bu şiddet evde olduğu kadar, kırsaldan farklı olarak sokakta devam eder. Şehirde karı-koca kavgası kırsaldan fazladır.

Eşlerinden ayrılan kadınlar çokluk çocuklarını da yanlarına alırlar. Hele bir de fukaralık varsa, ana-baba sahip çıkmaz ise ıstırabın daniskası yaşanır.

İtiraf etmek lazım gelirse aileyi ve çocukları korumak, sefil etmemek hususunda kadınlar daha diri ve dirençlidir. Erkekler sıkıyı görünce kapıyı çarpıp gitmektedir. Daha aşağılık ruha sahip olanlar kadının eve getirdiği parayı şiddet yoluyla elde edip içkiye, kumara yatırmaktadır.

Erkeklerin iş bulmakta, aile geçindirmekte bu kadar zorlandığı bir ortamda kadınların kendi işlerini kurmaları için atılan adımlar alkışlanmalı, kapsamı genişletilmelidir.

Kadınlar o eşsiz sabırları ile bütün bu zorlukları aşar, disiplin içinde çalışırlar.

Bu sebeple “Kadınlar haklı” diyorum…

Reklamlar

One thought on “Kadınlar haklı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s