Büşra

Ev arkadaşlarımdan birinin, “bir sinema filmi buldum, tam da senin çalışma konunla ilgili; çok beğeneceksin!” demesinin üzerinden birkaç saat geçtikten hemen sonra izledim “Büşra” isimli eseri.

Bahadır Boysal’ın, Türkiye’de çok eskiden beri yaşanan ikilemleri anlattığı çizgi romanından uyarlanan film, tam da doktora çalışmamın konusu olan, din ile sekülerlik arasında kalan üniversiteli bir Türk gencinin yaşadığı bu arada sıkışmışlık durumunu nasıl tecrübe ettiğini anlatıyor.

Güncel çoğu konunun işlendiği filmde, iktidarda İslami duyarlılığı olan bir partinin olması; zenginleşen dindarların bir taraftan modern ve varlıklı hayata adapte olmaları ile diğer taraftan kendilerini muhafaza etmeye çalışmaları; erkek egemen kültür, görücü usulü ile flört ilişkileri; eğlence tarzına varıncaya kadar birbirinden çok uzak, uzlaşmaları çok zor görünen farklı hayat tarzları; sekülerlerdeki “hayat tarzımıza müdahale edecekler” kaygısı, ama diğer taraftan da o kesimden bazılarının, dindarların hayat tarzına karşı gösterdikleri tahammülsüzlük; iki kesimin de naiflerinin, katılarının, muhafazakarlarının, şekilcilerinin ve ılımlılarının olduğu gerçeği gibi çok sayıda konuya temas edilmiş.

Dizi, film ve reklamlarda başörtülü kadınlar hemen her zaman evlerinin içinde bile başörtüsü kullanmaları gerekiyor veya kullanıyorlarmış gibi gösterilirler. Bu filmi seyretmeye başlamadan önce arkadaşıma sorduğum sorulardan biri bu konu oldu. Özel ortamlarında başörtülü olarak gösterilmediklerini söyleyince, nihayet bu konuyla ilgili gerçekçi bir film izleyeceğimi düşündüm, yanılmamışım; birkaç istisna dışında genel olarak filmi oldukça gerçekçi buldum. Günlük konuşmalarda pek rastlanmayacak bazı kitabi cümleler, mesaj vermek kaygısıyla araya acemice yerleştirilen bazı klişeler, bunlardan bazıları.

Hangi kesimden olursa olsun ve ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın ‘insanın yalnızlığı’ ve bu yalnızlığın aşkla giderilebildiği temasının işlendiği filmin kimi yerlerinde, 90’lı yılların ‘dini’ romanlarının filme uyarlanmış halini seyrediyor gibi oluyorsunuz, kimi yerlerindeyse gayet post-modern bir sanat eseri seyrediyor hissine kapılıyorsunuz. Tabii filmin sonunun bahsettiğim dini romanlarda olduğu gibi biteceğini düşünüyorsanız, karar vermekte pek acele etmeyin derim.

Bu konularda az rastlanan türde olduğundan olsa gerek, sanki din ve sekülerlikle ilgili işlenmesi gereken her konuyu işlemeliymiş veya dindarlar ve sekülerler içindeki her kesimi temsil edecek karakterleri orada bulundurmalıymış gibi yanlış bir beklentiye girip bazı eleştiriler çoğaltılabilir tabii; ama ister istemez her sanat eseri sanatçının kendi bakış açısını, bilgisini ve yeteneğini yansıtacağından, ‘eksik’ olduğunu düşündüğümüz hususları bundan sonra gelmesini umduğumuz başka eserlerden beklemek gerekir diye düşünüyorum.

İşleniş tarzından, değişimi yaşayanların ve “zaman”a yenik düşenlerin daha çok dindarlar olarak gösterilmesinden ve final sahnesinden ötürü senaristin ve yönetmenin isteyerek veya istemeyerek yanlı olduğunu, bazı yerlerde art niyetli mesajlar vermeye çalıştığını vs. düşünmek mümkün haliyle; ama ben o gibi karanlık yerlerde dolaşmaktansa, apaçık önümde duran eseri kendimce ‘okuma’yı tercih ediyorum.

Reklamlar

One thought on “Büşra

  1. ilerde eger allah omur verir de cocuklarimizla bu filmi seyredersek, “baba bunlari gercekten yasadiniz mi?” diye sorarlarsa “evet evladim daha kotusunu bile gorduk” diyecegiz. 🙂
    bu baglamda bu tarz filimlere daha cok ihtiyacimiz var

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s