POWER AND ISLAM IN TURKEY: The Relationship Between the AKP and Sunni Islamic Groups, 2002-16

Abstract:

Since its election in 2002, the Justice and Development Party (AKP) has gone from strength to strength, winning elections local and general and constitutional referendums, by large margins. Turkey’s Sunni groups have been a decisive factor in these political victories, since uniting for the first time ever in 2002. The AKP came to power as a conservative or Islamic-rooted party expected to protect the rights of religiously observant people. Over the years religious groups have mobilised their religiously observant followers employing the power of their visual and written media and personal and institutional charisma. What are the factors behind this extraordinary alliance of political and socio-religious forces, never before seen since the inception of the Turkish Republic, what was the impact of this alliance on the elections, and how has it changed in the thirteen-year period? What are the reasons some religiously based groups withdrew their support from the AKP and built up opposition blocs in recent years? What do these divisions mean in terms of exploring various Islamic understandings? In discussing these questions, this paper aims to explore the theological, historical and sociological background to the relationship between Islamic groups and the state, and these groups’ understanding of state and opposition; and examine the relationship between power, political Islam and secularism.

Reference: 

Çelik, E. (2017) ‘Power and Islam in Turkey: The Relationship Between the AKP and Sunni Islamic Groups, 2002-16’, in: Authoritarian Politics in Turkey: Elections, Resistance and the AKP, ed. by Baser, B. & Ozturk A.E., London: I.B. Tauris

 

For the full article, please click here.

Reklamlar

Hikmet – Ahmet Özhan

Geçenlerde profesyonel anlamda müzikle ilgili bir arkadaşla konuşurken, dini müziklerdeki kalitesizlikten yakındığımda bana hak verdi ve “Aslında son zamanlarda az da olsa iyi kalitede eserler yapılıyor, ama piyasaya çıkmıyor” dedi. Bir örnek eser istedim kendisinden ve bence bir şaheser olan “Hikmet” isimli ilahinin ses kaydını gönderdi.
Uzun olmakla birlikte dinleyeni alıp götüren, baştan sonra uygulanan sanatıyla beni kendisine hayran bırakan eserin sözleri güzeldi, kıymetli ve genç bir neyzenimiz tarafından sıradışı güzellikte bestelenmişti, seslendiren ise Türk müziğinin yaşayan en büyük ustalarından biriydi. İşin ehli bir arkadaştan rica ettim, güzel bir video hazırladı.
Şimdilik başka hiçbir yerde bulunmayan bu eseri dostlarımla paylaşmanın heyecanını Mevlid Kandiline sakladım; çünkü güftede Peygamber sevgisinden bahsediliyordu.
Hediyemi beğeneceğinizi umuyor, bu vesileyle gecenizi tebrik ediyorum…

Kutuplaşmalar

Etyen Mahçupyan

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte modernleşmeyi ulusal bir misyon olarak tanımlayan Türkiye’nin en önemli handikapı çağdaşlığı değişmeyen kalıplar içinden algılaması oldu. Hâlâ süregelen bu anlayış, modernliğe uygun olmadığı düşünülen var olma hallerini kamusal alanın dışına iterken devletle toplum arasındaki mesafeyi de açtı. Böylece farklı yaşam biçimlerinin ayrı birer cemaat olarak şekillendiği, bu cemaatler arasında kaçınılmaz bir yabancılaşmanın sürekli beslendiği bir toplum haline gelindi. Bir hakemlik kurumu olması gereken laiklik ise, dindarlığın hukuksal bağlamda devlet tarafından tanımlanmasıyla sonuçlandı. Bu durumun en vahim sonucu bizimkine benzemeyen yaşam biçimlerinin birer şablona indirgenerek çoğu zaman kolaylıkla “çağdışı” olarak mahkûm edilebilmesiydi. Böylece toplumun farklı kesimlerinin birbirini tanıma ve anlama imkânı daralırken, kamusal alan bir çatışma ortamı olarak görülmeye başlanmıştı. (…)