Bana hikayeler anlatan adam

(Emrah Çelik)

Mustafa Kutlu ismiyle ilk nerede karşılaştığımı hatırlamaya çalışıyorum.

Sanırım A. Turan Alkan’ın, “Ne biçim uzun hikâye bu arkadaş!” başlıklı gazete yazısıyla merakım uyanmıştı bu isme karşı.

O yazıdan çok kısa bir zaman sonra Uzun Hikâye isimli hikâye kitabını alıp bir solukta okuyunca anladım, hayatımın o andan sonraki en önemli yazarlarından biriyle tanıştığımı.

Bir sonraki kitabı olan Beyhude Ömrüm henüz çıkmadan, daha önce basılmış bütün kitaplarını o bir yıl içinde, bir taraftan büyük bir hayranlıkla, bir taraftan planladığım bazı fikir ve ifadelerin benden önce onun tarafından yazılmış olmasından dolayı duyduğum tatlı bir kıskançlıkla, diğer taraftan da, hikâyelerin arkasındaki fikir yoğunluğunu çözmeye çalışıp onları tartışmanın güzel heyecanıyla okudum.

Sır, Bu Böyledir, Yoksulluk İçimizde, Yokuşa Akan Sular ve diğerleri…

Özellikle Uzun Hikâye öncesindeki o ince hikâye kitaplarını düşününce veya görünce hep İzmir Kordonboyu civarındaki otobüs seyahatleri aklıma gelir.

Üniversitenin son sınıfındayken kaldığım yerle okulumun arasındaki bir buçuk saatlik o uzun ve ayakta geçen otobüs yolculuklarında okudum onların çoğunu.

Her biri bambaşka güzel tatlar bıraktı zihnimde.

Büyük bir teolojik, psikolojik veya sosyal problemi o kadar yalın, o kadar rahat ve bir o kadar da akıcı hikâye üslubuyla dile getirmesi, her kitabında bir başka hayran bıraktı beni Mustafa Kutlu’ya.

Daha önceki yıllarda da öyle miydi bilemiyorum ama benim keşfimden sonraki yıllarda hep Eylül aylarında ve yılda bir adet olmak üzere güzel hikâyeler anlatıp beni ve benim gibileri edebi ve zihni yolculuklara çıkarmayı ihmal etmedi.

Beyhude Ömrüm’den sonra A. Turan Alkan’ın yazdığı bir yorum yazısının başlığındaki ifadeyi, her yeni çıkan kitabını bir solukta okuyup, “keşke daha uzun yazsaydı” duyguları içindeyken ben de hep söylemişimdir: “Mustafa Kutlu yine yaptı yapacağını!” diye…

Mustafa Kutlu her yıl Eylül ayında yapacağını yapıyor ve şahsen doyamadığım bir edebi ziyafet çekiyor okuyucularına.

Kimi zaman bir çiftçi oluyor hikâyesini anlatırken, kimi zaman gazeteci, kimi zaman da belediye başkanı, şoför, akademisyen, çocuk vs.

Kimi zaman bir köylünün diline nasıl bu kadar aşina olabilir diye şaşırıyorsunuz, kimi zaman da bir işportacının duygularını o kadar iyi anlayabilmesini anlamaya çalışıyorsunuz.

Her defasında aklınıza gelen değişmeyen fikir ise şu oluyor: Geleneksel hikâyecilikle modern olanı bu kadar iyi sentezleyip bize, o hep özlemle bahsini ettiğimiz “taklit ürünü olmayıp yerli, tamamen bize ait, bizi anlayan ve bizi bize anlatabilen edebiyat”ın ne olduğunu gösterdiğini bir kez daha anlıyorsunuz.

Bir kış akşamında, geniş bir ailenin oturma odasındaki sobanın (şöminenin değil!) yanı başında, sobanın üstündeki patateslerin pişmesini beklerken dedenizden veya hacıannenizden tatlı hikâyeler dinliyor gibi olmak da olabilir hissettiğiniz; bilge ve olgun bir öğretmeninizden, evine ziyarete gittiğiniz bir anda tecrübelerini pürdikkat dinliyor gibi olmak da…

Bu sene çıkan “Huzursuz Bacak” isimli kitabını, diğerleri gibi bir çırpıda okuduktan sonra, yine hatırladım ki, Mustafa Kutlu benim için, kendisinden bizzat ders almasam da, hayatımın en önemli öğretmenlerinden bir tanesi. Yine karar verdim ki, hepsini de dikkatle okuduğum o kitaplarını en az birkaç defa daha okumalıyım. Yine düşündüm ki, şu anda tahmin edilenden fazla bir okuyucu kitlesine sahip olmasına rağmen yine de çok daha fazlasını hak ediyor. Yine telaşlandım ki, kendisini Cağaloğlu’ndaki çalışma odasında iki defa ziyaret etmiş olmakla yetinmemeliyim ve her İstanbul seferimde yanına uğrayarak istifade etme fırsatını kaçırmamalıyım.

Tabii akla, böyle bir konudan bahis açmanın, yani edebiyattan, edebi zevkten, üsluptan vs. konuşmanın sübjektif olma ihtimali de gelmiyor değil ama ona da, Kutlu’nun son kitabındaki şu mısra ile mukabelede bulunsak yeridir sanırım:

Aşka istidadın olsun dilrübadan çok ne var!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s