DERSHANELER KAPANMALI

(Bu yazı ilk olarak 21.11.2013 tarihli Taraf Gezetesinde yayınlanmıştır.)

Türkiye’de dershanelerin ve dershaneciliğin bu denli büyümüş olması, eğitim sistemimiz ve bu sistemin kalitesi açısından iç karartıcı düşüncelere sevk ediyor insanı.

Diğer kurslar bir tarafa, sırf üniversiteye hazırlık kursları için harcanan onca zamana ve paraya bakınca devlet okullarının ne gibi bir fonksiyonu olduğu sorusu geliyor akla.

İlköğretim birinci sınıftan lisenin son sınıfına kadar hep sınıf ya da okul birincisi olmuş bir öğrenci bile devletin hazırladığı üniversite sınavını geçmek için dershaneye muhtaç bir hâldeyse sorun çok büyük demektir.

Bir taraftan okul derslerini yetiştirmeye çalışan öğrenciler, gecelerini ve hafta sonlarını da tamamen üniversite sınavına hasretmek zorunda kalıyorlarsa bu, öğrencilerin o genç yaşlarında sistematik ve adeta pedagojik bir zulme maruz kaldıkları anlamına gelir.

Devlet okulları bir tarafa, özel okul öğrencileri de aynı sınavda başarılı olmak için yine dershanelere gitmek zorunda kalıyorlarsa bu, Milli Eğitim müfredatında ve sınav sisteminde ciddi aksaklıkların olduğunu gösterir.

Şahsen, başından beri benim AK Parti ve icraatlarıyla ilgili en büyük merakım ve beklentim, eğitim alanında yapacağı iyileştirmeler ve reformlar ile ilgiliydi.

Acaba kendisini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlayan bir hükümet partisi olarak yeni nesillerin yetişmesine ne gibi bir katkıda bulunacak ve bunu ne şekilde hayata geçirecekti?

Acaba muhafazakârların gururla ve çokça isimlerini zikrettikleri Ebû Hanifeİbn SinaGazaliİbn HaldunAkşemseddin gibi bilim insanlarının benzerlerinin günümüzde yetişmesi için gereken atmosferi ve sistemi ne derecede ve nasıl sağlayacaktı?

Büyük entelektüellerin yetişmesi için gereken en önemli şeyin özgür düşünce ortamı olduğunun farkına varıp, düşünce ve ifade özgürlüğünü anaokullarından itibaren eğitimin vazgeçilmez prensipleri içine dâhil edecek miydi?

Ülkenin geleceği için hayati önemi haiz olan bu gibi konularda elbirliği ile iyi niyetli müzakereler yapmak, eğitim konusunda ileride olan devletlerin sistemlerini detaylıca tartışmak vardı bugünlerde.

Bunları, ve bir milyondan fazla öğrencinin dershanelere gitme ihtiyacını sonuç veren çarpık eğitim sistemini tartışmak yerine, doğrudan dershaneleri kapatmak gibi anlaşılması zor bir “çözüm” üzerinde ısrar etmek büyük bir yanlış.

Okullarda yıllarca yabancı dil dersi aldığı hâlde çoğu öğrenci bir turistle beş dakika dahi İngilizce konuşamıyor. Bu eksikliği telafi etmek için imkânı olanlar dil kurslarına gidiyorlar. O hâlde Milli Eğitim’in dil öğretimi metotlarını tartışmak yerine, çözüm olarak dil kurslarını mı kapatacağız?

Şayet hükümet eğitim sisteminin iyileştirilmesinin dershanelerin kapatılmasıyla mümkün olacağına hükmediyorsa, neden üniversiteye giriş sistemini değiştirmek gibi görece daha makul bir yol seçmiyor da önemli bir boşluğu dolduran hür teşebbüs kurumlarını kapatmaya yelteniyor?

Asıl mesele milyonlarca insanın, hatta bütün bir ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren eğitim gibi hassas bir alan üzerinden siyasi hesaplaşmalara girişmek mi yoksa? Bunun ihtimal dâhilinde olduğunu bile düşünmek bende büyük bir hayal kırıklığına yol açıyor.

Dershaneler tabii ki bu kadar fazla olmamalı. Ama devlet tarafından kapılarına zorla kilit vurularak değil.

Okullardaki eğitim sistemi o kadar iyileştirilmeli ve eğitim-öğretim kalitesi o derecede artırılmalı ki, zamanı geldiğinde dershaneler kendi kendilerini kapatmak zorunda kalmalılar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s